ödül sezonu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ödül sezonu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
15 Ocak 2014 Çarşamba
Adaylara bir kala...
Yarın Oscar adayları açıklanıyor. Malumunuz eylül ayından bu yana theoscarboy.com adresinde yirmiyi aşkın kişi tahminler yapıyoruz ve sonuncusu da bugün yayınlandı. Dolayısıyla ben de kendi tahminlerimi burada paylaşmak istedim. Olurlarıyla olmazlarıyşa, aklımda kalanlarıyla ve unutmak istediklerimle... Neticede sınırlı sayıda tahmin yapmak gerekiyor, dolayısıyla birinden birini seçmek lazım geliyor. Buradaki listemde biraz daha esnek davranmak istiyorum tabii esas listeme bağlı kalarak.
Tahminleri ana dallarda yapıyoruz, zaten teknik dallar veya şarkı falan çok üzerine düşündüğüm dallar değil. Buraya belgesel ve kurguyu ekleyebilirim, onları da liste sonuna yazarım artık. Buyursunlar:
EN İYİ FİLM
1. 12 Years A Slave
2. American Hustle
3. Gravity
4. Captain Phillips
5. Her
6. The Wolf of Wall Street
7. Dallas Buyers Club
8. Nebraska
9. Rush
10. Inside Llewyn Davis
Burada açıkçası belki gülersiniz ama Fruitvale Station'ın hâlâ kırıntı da olsa umutvar olduğunu düşünüyorum. Bir ara listemden çıkarmıştım, bu son tahminlere kadar da listemdeydi ancak Rush'a yer açabilmek için Fruitvale'den vazgeçtim. Inside Llweyn Davis'ten de emin değilim ancak onu da senaryo açısından şanslı gördüğümden son sıradan filmlere dahil ettim. Burada yeri sallantıda film Dallas Buyers Club sanırım. Oradan oyunculuk çıkacak iki adet ki onları da aşağıda sıraladım ancak en iyi filmler listesine girer mi kestiremiyorum. Yine de sondan dördüncü sırada bıraktım kendisini. Her aday olmazsa artık bağıra çağıra aklıma gelen küfrü basacağım Akademi üyelerine, o kadarla da kalacağım zannımca.
Emin olduklarım: 12 Years A Slave, Gravity, American Hustle
Olmazsa olmazlar: HER
Belki: Philomena (belki de olur), Blue Jasmine, August: Osage County
Olmasalar keşke: Captain Phillips, Saving Mr. Banks, The Butler
EN İYİ YÖNETMEN
1. Alfonso Cuaron
2. Steve McQueen
3. Martin Scorsese
4. Spike Jonze
5. Alexander Payne
Eylülden bu yana yaptığımız tahminlerde ben ilk başlarda Alfonso Cuaron'u hep birinci sıraya yerleştirmiştim, sonra Steve McQueen öne geçti, şimdi yine Cuaron ilk sırada. Onun dışında epey değişiklik oldu tabii listemde. Mesela son iki tahminlerimde Spike Jonze ve Alexander Payne var. Ki ikisi de bırakın sevmeyi peşinden koştuğum yönetmenlerdendir. (Payne biraz sektreye uğrasa da) Şimdi Nebraska rüzgârı Payne'den yana esecekse aday olacak zaten çok sevilen bir adam. Her de Spike Jonze'a muhtemel bir senaryo ödülü kazandırabilir, en iyi filmin içinde de yer alırsa burada yeri garanti olacak. Ancaaakkk Coen'ler, Greengrass, Lee Daniels ve en umutvar olarak da David O. Russell var listeye girebilecekler arasında. Ben Russell'ı son tercihlerimde dışarı attım, umarım benim gibi düşünür Akademi de. (Yettin gari Russell)
Olmazsa olmazlar: Alfonso, Steve
Olsalar keşke: Coenler
Olmasalar keşke: David O. Russell
Belki de: Ron Howard
EN İYİ ERKEK OYUNCU
1. Chiwetel Ejiofor – 12 Years A Slave
2. Matthew McConaughey - Dallas Buyers Club
3. Bruce Dern - Nebraska
4. Joaquin Phoenix - Her
5. Leonardo DiCaprio – The Wolf of Wall Street
Hâlâ Leonardo DiCaprio'dan emin değilim. Filmi ne kadar sevdiklerini/sevmediklerini bilmiyorum. Listeye yazdım filmi, yönetmeni, senaryoyu ancak yine de emin değilim. Golden Globe'da ödül aldı Leo ancak biliyorsunuz GG öncesi tamamlandı Oscar aday oylamaları. Dolayısıyla garanti değil. Gerçi burada Leo'dan daha zor durumda olan Phoenix var. Ancak onu aday edip edip ödül vermeyeceklerini düşündüğümden daha rahatım sanki. Olmalarını istediklerimi geçtim olmasını istemediğim tek isim: TOM HANKS
Olmazsa olmazlar: Chiwetel Ejiofor, Matti
Olsalardı keşke: Bruce Dern
Olmasalar keşke: Tom Hanks
Belki: Robert Redford, Idris Elba, Christian Bale (ki Bale hiç de düşük bir ihtimal değil)
EN İYİ KADIN OYUNCU
1. Cate Blanchett – Blue Jasmine
2. Emma Thompson – Saving Mr. Banks
3. Amy Adams – American Hustle
4. Sandra Bullock - Gravity
5. Judi Dench - Philomena
Buranın adaylığını bırakın ödülü garanti bir ismi var: Cate Blanchett. Aslında hiç de adaletsiz bir seçim olmaz karşısına kim gelirse gelsin çünkü Cate ablaya yapılan G. Paltrow haksızlığını hatırlayan bana hak verecektir. Yıl 1999 diyeyim de hatrına gelmeyenler hatırlasın.
Bu dalda Amy Adams'ın eli güçlü, Thompson belki... Yani adaylıkları kesin de ödül şansları düşük Cate Blanchett karşısında.
Olmazsa olmaz: Cate Blanchett
Olsalardı keşke: Judi Dench
Olmasalardı keşke: Sandra Bullock
Belki: Meryl Streep
EN İYİ YARDIMCI ERKEK OYUNCU
1. Jared Leto – Dallas Buyers Club
2. Michael Fassbender – 12 Years A Slave
3. Barkhad Abdi – Captain Phillips
4. Daniel Brühl - Rush
5. Bradley Cooper – American Hustle
Cate Blanchett neyse burada da Jared Leto öyle. O zorlayacakmış, bu ittirecekmiş, öbürü geçecekmiş diyebileceğimiz her liste Jared Leto'nun varlığından sonrasını kapsıyor. Gönül Fassbender'i aday görmek istiyor. Daniel Brühl olmalı diyor, Barkhad Abdi olsa ne olmasa ne, Bradley Cooper burada ne arıyor?? Ama öyle bir şey ki mantık bunları işaret ediyor.
Olmazsa olmaz: Jared Leto
Olsa keşke: Michael Fassbender
Olmasa: Bradley Cooper
Belki: Jonah Hill, Tom Hanks (Aman Allah korusun bundan) ve belki de James Gandolfini. Zayıf ihtimal ama ihtimal...
EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU
1. Lupita Nyong'o - 12 Years a Slave
2. Jennifer Lawrence – American Hustle
3. June Squibb - Nebraska
4. Julia Roberts - August – Osage Country
5. Oprah Winfrey – The Butler
Burada çekişme Jennifer Lawrence ve Lupita Nyong'o arasında. Adaylıkları kesin. Daha diyecek bir şeyim yok.
Olmasa keşke: Oprah Winfrey
Belki: Sally Hawkins, Margot Robbie
EN İYİ UYARLAMA SENARYO
1. Before Midnight
2. Captain Phillips
3. 12 Years A Slave
4. The Wolf of Wall Street
5. Philomena
Tabii ki gönlüm Before Midnight istiyor. Ancak Philomena'ya da hayır demem. (Steve Coogan faktörü) Tabii ödülü şimdilik geçelim de adaylıkları kesin gibi gibi.
Belki: August: Osage County
EN İYİ ÖZGÜN SENARYO
1. American Hustle
2. Her
3. Blue Jasmine
4. Nebraska
5. Inside Llweyn Davis
Bu liste akıl ve gönülden geçen bir liste aslında. Daha farklı sonuç ne olabilir?
Belki: Dallas Buyers Club
EN İYİ ANİMASYON
1. Frozen
2. The Wind Rises
3. Despicable Me 2
4. Monsters University
5. The Croods
Belki: Epic, belki de Ernest & Celestine (ne güzel de olurdu ama...)
YABANCI DİLDE EN İYİ FİLM
1. The Great Beauty (İtalya)
2. The Broken Circle Breakdown (Belçika)
3. The Hunt (Danimarka)
4. Omar (Filistin)
5. The Grandmaster (Hong Kong)
Burada favori The Great Beauty (ya da orijinal adıyla La Grande Belleza) Ancak tehlikeli film The Broken Circle Breakdown. Alışkanlıkların aday edeceği isim The Grandmaster. Ortadoğu kontenjanı Omar. Vinterberg ismi The Hunt (orj. Jagten). Bunlardan başka Two Lives olabilir (Almanya) ya da An Episode in the Life of an Iron Picker (Bosne Hersek)
Buraya kadarki liste ana kategorileri kapsayan liste. Bundan sonra bir iki dal daha eklemeyi uygun görüyorum:
En İyi Belgesel:
The Act of Killing
Stories We Tell
Blackfish
Tİm's Vermeer
20 Feet From Stardom
KURGU
Gravity
12 Years A Slave
American Hustle
Captain Phillips
Her
Bu filmlerin yanında (tabii ACE adaylarını da düşünerek) Saving Mr. Banks, Inside Llweyn Dawis, Nebraska, The Wolf of Wall Street tehlikeli isimler. Rush ACE'de yer almayıp burada karşımıza çıkabilecek bir film olabilir. Aslında ACE listesi Dram ve Komedi veya Müzikal diye ayrıldığı için 10 filmlik listeden beşi buraya yerleşecek de hangileri? En iyi film olmaya en yakın olanlar tabii.
Olmasa keşke: Captain Phillips!
SİNEMATOGRAFİ (GÖRÜNTÜ YÖNETİMİ)
Gravity
12 Years A Slave
Her
Inside Llweyn Davis
Nebraska
The Wolf of Wall Street (biliyorum altı film oldu :p)
Her iddialı bir seçim oldu benim için bile ama olursa, değer adaylığa. Tabii Rush, Prisoners, The Grandmaster bile zorlayabilir listeyi. Captain Phillips de var tabii. Bir de adını orada burada pek duymadığımız ama aday olursa beni şaşırtmayacak bir film var: Ain't Them Bodies Saint. Bu da listenin "belki"sidir belki?
30 Kasım 2013 Cumartesi
Adım adım adaylarım
Evet, yılın en güzel zamanları belki de ödül mevsiminin açıldığı zamanlar değil mi? Yavaş yavaş listeler önümüze düşerken aslında biz 22 blogger olarak birkaç aydan beridir Oscarboy çatısı altında Gold Diggers'ı gelenek haline getirerek aday listelerimizi yayınlıyoruz. Artık kendi listemi kendi blogumdan yayınlama vakti geldi diye düşünüyorum. Tabiî bu liste değişecek önümüzdeki günlerde ancak değişiklikler genel çatıda olmayacak. Az biraz törpülemek gerekebilecek kendi isteklerimi. Buna göre de adım adım adaylarıma birkaç kez yer verebilirim blogda. Nedenleri biraz sorgulayarak, yer yer eğlenerek seçimlerimi paylaşacağım. Aşağıdaki liste, aslında dördüncü Gold Diggers için gönderdiğim adaylar. İlk listede neler vardı, neler değişti zamanla birkaç not düşeyim:
* İlkin aklıma gelen Fruitvale Station. FS büyük bir dalga halinde geldi Sundance'dan. Çok sevildi. Bu yılın Beasts of The Southern Wild'ı olma umutları vardı. Dolayısıyla gerek yönetmen Ryan Coogler, gerekse oyuncu Michael B. Jordan listeme girdi. Hatta hâlâ umutvar olan Octavia Spencer, yard. kadın kategorisine aday adayıydı. Filmi izledikten sonra çok güçlü olmadığını gördüm ancak filmin damardan giren bir enerjisi var ve matematiksel olarak da iyi hesaplanmış bir film. Hâlâ şans var diyorum ancak listemden çıkarıyorum ve bir adaylık çıkacaksa filme lütfen bu Octavia Spencer olmasın diyorum.
* Başlarda hiç düşünmediğim Robert Redford, All is Lost gösterime girdikten sonra aklımı karıştırmaya başladı ve o kadar karıştırdı ki erkek oyuncu dalında ikinci sıraya kadar yükseldi. Birincim hiç değişmedi, değişeceğini de sanmıyorum. Redford bu yıl iki filmle karşımıza çıktı ve yaşını da düşündükçe adaylık şansının yükseklere çıktığını belirtmek istiyorum. Sevildiğine ve düşünüleceğine eminim.
*Başlarda hep düşündüğüm ama gittikçe ivme kaybeden Christian Bale. Listemdeydi ancak artık çıkardım, bakalım dahil edecek miyim yeniden. Ancak erkek oyuncu kategorisi buradan gayet iyi duruyor, ne dersiniz?
* Listeme hiç almak istemediğim ama her fırsatta yazdığım filmler ve kişiler var.
-En başta Captain Phillips. Tom Hanks'ten o kadar sıkıldım ki ağır abi modundaki hal ve hareketlerini de görmek istemiyorum artık orada burada. Bir bu adamdan bir de Denzel Washington'dan çookk sıkıldım artık. (Neyse bu yıl Denzel Abi yok)
-İkinci istemediğim Sandra Bullock. Olması gerektiği gibi oynadığını düşündükçe Gravity'deki oyunculuğunun neresinin bu kadar abartıldığını anlamıyorum. Bir de artık Meryl Streep biraz ara versin istiyorum. Her yıl aday listesinde olmak zorunda mı?
-The Butler resmen Oscar için yapılmış havasıyla hayli itici duruyor. Daha fragmanından içim bayıldı, kendisine nasıl dayanacağımı bilemiyorum. Ancak ilk günden listemde yer alıyor, değişeceğini de sanmıyorum.
*Listemden hiç çıkarmak istemediğim filmler ve kişiler de var tabii.
-12 Years A Slave: Yönetmen, erkek oyuncu, yard. kadın&erkek, senaryo... hepsi yerli yerinde dursun.
-Çok enteresan ama Matthew McConaughey. Bu adam son yıllarda epey değişti ve gelişti. Acayip...
-Before Midnight... Daha fazla kategoriye eklemek istediğim ama yapamadığım ve senaryoyla sınırlı kalacağını düşündüğüm bir taneceğim, aşkım.
-Yabancı filmde adaylığına garanti gözüyle baktığım Gloria'nın şahane oyuncusu Paulina Garcia.
-Veee tabiî ki Juaquin Phoenix...
*Olmasa da olurlar, olmazlarsa umrumda olmayanlar:
-August: Osage Contry
-Jonah Hill
-Jennifer Lawrence
-Saving Mr. Banks
Şimdiye kadarki sanırım dördüncü listem:
EN İYİ FİLM
1. 12 Years A Slave
2. Gravity
3. The Wolf of Wall Street
4. Inside Llewyn Davis
5. American Hustle
6. The Butler
7. Nebraska
8. Captain Phillips
9. Dallas Buyers Club
10. August: Osage County
EN İYİ YÖNETMEN
1. Alfonso Cuaron
2. Steve McQueen
3. Joel & Ethan Coen
4. Martin Scorsese
5. Alexander Payne
EN İYİ ERKEK OYUNCU
1. Chiwetel Ejiofor – 12 Years A Slave
2. Robert Redford – All is Lost
3. Matthew McConaughey - Dallas Buyers Club
4. Juaquin Phoenix - Her
5. Bruce Dern - Nebraska
EN İYİ KADIN OYUNCU
1. Cate Blanchett – Blue Jasmine
2. Emma Thompsen – Saving Mr. Banks
3. Judi Dench - Philomena
4. Meryl Streep – August – Osage Country
5. Paulina Garcia - Gloria
EN İYİ YARDIMCI ERKEK OYUNCU
1. Jared Leto – Dallas Buyers Club
2. Barkhad Abdi – Captain Phillips
3. Michael Fassbender – 12 Years A Slave
4. Jonah Hill – The Wolf of Wall Street
5. Bradley Cooper – American Hustle
EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU
1. Lupita Nyong'o - 12 Years a Slave
2. Oprah Winfrey – The Butler
3. Jennifer Lawrence – American Hustle
4. Julia Roberts - August – Osage Country
5. June Squibb - Nebraska
EN İYİ UYARLAMA SENARYO
1. Before Midnight
2. Captain Phillips
3. Blue Is the Warmest Color
4. August: Osage County
5. 12 Years a Slave
EN İYİ ÖZGÜN SENARYO
1. Inside Llewyn Davis
2. Blue Jasmine
3. Her
4. Nebraska
5. Saving Mr. Banks
2 Mart 2013 Cumartesi
Yılın ilk ayı rapor 1
Tamam şubatı da geçtik, marta geldik ama ben bu yıl için aylık rapor / karne yazmayı uygun görmüştüm; biraz geç gelerek başlayabilirim diye düşündüm. Şubat zaten fazla verimli geçmedi, yıllık rapor da zayıf çıkacak zannımca çünkü günde üç filmlik çizelgem iyice düşüşte. Hatta aşağıda görüleceği üzere 31 günlük şubat ayına 23 film sığdırabilmişim. Ama ne!! Bazı filmler üç filmlik saat hakkı kullandıklarından biz bunları üç film üzerinden hesaplarsak? ıhıhhh, yine olmuyor; hesap tutmuyor. Neyse, artık önümüzdeki maçlara bakacağız. Listeye gelelim şimdi:
Letter from an Unknown Woman (1948)********
Yıla başlamanın en güzel tarafıydı benim için. İyi ki yılın ilk filmi olarak yenilerden birini seçmemişim. (Zaten ikinci izlediğim film iyice burnumdan getirdi, iyi ki onu ilk sırada izlememişim)Yıllar öncesine ait, adı fazlaca duyulmamış bu film, Max Ophüls'un filmi. Yani anlayacağınız gömülü bir hazine. Yönetmenin iflah olmaz bir romantizmle bezediği bu güzel film, ne varsa eskilerde var dedirtiyor insana.
Argo ***
Geçtiğimiz pazar günü bu yılın en iyi filmi seçilen Argo, izlediğinizde (veya izlemişseniz) vasat bir iş olduğunu bangır bangır bağırıyor. Hakkında çıkan birkaç dedikodu da ne menem bir düşüncenin ürünü olduğunu ortaya koyuyor. Ben Affleck'e bu üçüncü filmiyle "usta" diyenleri de ayrıca saygıyla (!!) selamlıyor, onları tarihin utanç kaynakları arasına koyuyorum. Sırf CIA'in ne kadar zeki, kıvrak beyinlere sahip olduğunu ispat amacıyla çekilmiş gibi duran ve şiddet göstermese de karşısındakini küçük düşürerek zaten istediğini elde eden bir duruşa sahip olan Argo'yu Amerikalıların sevmesini anlarım da diğer ülkelerden destek görmesini veya beğenilmesini anlayamam işte. Bu bir filmden öte bir zihniyetin benimsetilmesi izleyiciye ne yazık ki. O yüzden film dinamikleri açısından değerlendirmek bile gerekse yine de sarkan dakikaları ve içi doldurulmaya çalışılmış senaryosuyla nasıl bu kadar ödülü kaldırabilmiş şaşamıyorum bile artık. Diyorum ya Oscar'ı anlarım da işte gerisi..........
Et Maintenant On Va Ou (Where Do We Go Now) *******
Bayağı bir zamandır izlemek istediğim bir filmi Peki Şimdi Nereye? Güzel kadın Nadine Labaki'nin o güzel bakışından çıkan film, kadınların savaşa karşı duruşunu çok eğlenceli (artık ne kadar eğlenceli olabilirse) anlatıyor izleyiciye. İzleyenlerin mutlaka beğeneceği filmi şiddetle öneriyorum.
Le ballon rouge (1956) ********
Aslında kısa bir film bu! Ancak uzun metrajlara taş çıkartacak bir yapıya da sahip. Senaryosunun incelikleri, görüntülerini güzelliği ve bir çocuğun naifliği bir araya gelince böylesi güzel işler çıkıyor ortaya.
Beasts of The Southern Wild ********
Bu yılın en güzel işlerinden Düşler Diyarı. Buradan (http://www.tersninja.com/bu-hafta-vizyona-giren-filmler-11-ocak-2013) film hakkındaki tafsilatıma ulaşabilirsiniz. Çok sevdiğimi eklemekle yetineceğim.
The Impossible****
Ödül sezonu adı geçen filmler, performansları izleme ve açığı kapatma maratonu kontenjanından izlemiştim bunu. Tabiî ki ortada etkileyici bir hikâye var. Tsunaminin ardından meydana gelen felaketi anlatırmış gibi yapan bir filmin dekoru, fonu etkileyici olacaktır pek tabiî. Ancak filmin amacı bu felaketi anlatmak değil, orada tatil için bulunan Batılı bir ailenin acılarına odaklanmak sadece. Orda milletin ülkesi gitmiş, ne gam! Aman beyaz adama bir şey olmasın, aman o üzülmesin. Yerli halkın sadece fon olduğu, kendi ülkelerinde figüran oldukları filmde onların çekebileceği sıkıntılar, geçirdikleri felaket sadece bir ayrıntıdan ibaret.
Flight****
İşte yılın fiyasko filmlerinden biri. Aldığı senaryo adaylığı da şaka gibi. Anlatmaya soyunduğu hikâye elbette ki fikir olarak etkileyici, bundan çok iyi film çıkar düşüncesi mutlaka geçmiştir hepimizin aklından. Ancak anlatış şekli? Filme hiçbir katkısı olmayan yan öyküler, sadece Denzel Washington üzerine dönen bir filmde, bir karikatür gibi oradan oraya savruluyor. Hele ki filmin gidişatında hiçbir olumlu / olumsuz değişikliğe sebep olmayan "din" güzellemesi de neyin nesi? Ha desem ki adam dine döndü, karakter değişimini bu fikir üzerinden tamamladı, tamam! Ancak böyle bir şey de yok. O komedi çifte ne gerek vardı allasen?? (İkinci pilot ve karısının hastane odasındaki şovundan bahsediyorum)
Django Unchained *********
Geçtiğimiz yılın en iyilerinden Django. Belki çoğu kişi için Tarantino'nun zayıf işlerinden biri sayılabilir ancak onca saçmalık arasında güneş gibi parlıyor vesselam.
Wreck it Ralph******
Anna Karenina (1935)*******
Killing Them Softly******
Les Miserables****
Olmadı olamadı, Russell Crowe denen o kazulet ve bet sesli adamla maalesef film komediye dönüştü. Sevmedim, sevemedim. Fazla da abartmak istemiyorum ama her şeyi şarkıyla anlatmak ne be?
Seven Psychopats*****
Nobody Walks**
10 Years***
Killer of Sheep******
The Perks of Being A Wallflower*******
Anlattığı konunun ağırlığına rağmen çok şeker bir film bu. Chobsky'nin ilk filmi mi değil mi çok tartışıldı ancak Indie'lerde ilk film olarak yer aldı hatta ödül de aldı. Üç güzel performansla yılın en iyi oyunculuklarından örnekler de görmüş olduk, daha n'olsun :)
Killer Joe******
Uzun Hikâye*****
Arbitrage*****
Jeux Interdits (1952) *********
Bu filmse diğerleri ne? René Clément'in bu şahane yapıtı, uzun zamandır beni etkileyen, kanımı durduran, kalbimi çarptıran, beni ağlatan tek film. Şimdi yazarken bile etkisini hissediyorum. İki küçük çocuğun dostluğunu anlatırken, hayata lanet ettiren, gerçekliğe sövdüren, tüm umutları al aşağı eden bu film, herkesin izlemesi gereken filmlerden. Ama ne çare ki yıllar önce TRT bu filmi verirken gelen itiraz telefonları yüzünden yayından kaldırıldığını öğrendiğimden bu yana herkesin izlemesi gerekliliği üzerinde soru işaretleri dolaşıyor. En azından insanlıktan nasibini alabilenler izlesin diyeyim.
Zero Dark Thirty******
Şimdi Argo'nun savunduklarını, geri planını vs beğenmediyseniz bu Zero'ya da uzak yaklaşmanız olasıdır, bunu anlarım. Ya da şöyle diyeyim, ele aldığı kurum açısından zaten yansız işler yapılamayacağını düşünüyorsanız ZDT'nin anlattıklarına "yanlı" demeniz de olası. Ancak Argo'yu savunup şu filmi yerden yere vurmayı anlayamam işte! Yönetmeni Bigelow olduğundan kelli zaten direkt bir önyargı kurbanı olan Zero, Argo'nun cilaladıklarının altındakileri göstermesi dolayısıyla bile ondan daha ötede, daha samimi bir film. (Savunduğumdan değil, en azından gerçekçiliğinden ötürü söylüyorum bunu) Zaten filme devlet kanalından bile saldırılmasının başka bir nedeni olabilir mi? Devlet eliyle ödüllendirillen Argo mu samimi, işkenceyi reddeden CIA'nin dışladığı Zero mu? Film estetiği açısından da düşündüğümüzde Zero'daki işçilik Argo'nun ötesinde. Ancak işkence gösteriyor diye işkenceyi yüceltiyor konumuna gelen Zero'nun "işkenceyi savunuyor" argümanı izleyenlerin bakışına göre de değişiyor.
The Paperboy****
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
